Bacon’ın YaÅŸamı
 Francis Bacon 22 Ocak 1561′de Londra’da doÄŸdu. Babası Sir Nicholas Bacon Kraliçe Elizabeth’in Mühür Lordu, annesi Ann ise Sir Anthony Cook’un kızlarından biriydi. Daha çocukken çok ciddi davranması nedeniyle Kraliçe Elizabeth, onu “Küçük Mühür Lordu” diye çağırırdı. Bir öyküye göre bir gün kraliçe kendisine kaç yaşında olduÄŸunu sormuÅŸ. Bacon da “HaÅŸmetmeabınızın uÄŸurlu saltanatından iki yaÅŸ daha genç” yanıtını vermiÅŸti. 1573 yılının Nisanında Cambridge Üniversitesi’ne gönderilmiÅŸ ve on altı yaşına kadar orada okumuÅŸtur. Öğrenimi sırasında Aristo felsefesinden hoÅŸlanmamaya baÅŸlamıştı. “Filozofun deÄŸersizliÄŸinden dolayı deÄŸil, felsefesinin verimsizliÄŸinden, yalnızca tartışma ve kavgalara yol açmasından, insan yaÅŸamı için yararlı yapıtlar yaratma bakımından kısır olmasından dolayı” beÄŸenmediÄŸini söylüyordu. YaÅŸamı boyunca hiç deÄŸiÅŸtirmediÄŸi bu kanısı, onun daha sonraki felsefi durumunu belirlemede önemli rol oynadı.
1576 Haziranında hukuk öğrenimini bitirdikten sonra “devlet yönetme sanatını” öğrenmesi için Fransa’ya gönderildi. Babasının öldüğü 1579 yılına kadar orada kaldı. Sonra İngiltere’ye dönerek avukatlığa baÅŸladı.
1584′te Parlamento’ya girdi. Rüşvet almaktan yargılanıp suçlu bulununcaya kadar oradaki görevini sürdürdü. Güzel konuÅŸtuÄŸu, arkadaşı büyük yazar Ben Jonson’un ÅŸu sözlerinden anlaşılıyor: “Hiç kimse ondan daha yalın, özlü ve anlamlı konuÅŸmuyordu, aÄŸzından hiçbir zaman anlamsız ve saçma bir söz çıkmazdı. Söylevlerinin her bölümünde ayrı bir güzellik vardır. Dinleyenler bir sözcüğünü bile kaçırmamak için öksürmezler ya da gözlerini ondan ayıramazlardı… Onu dinleyen herkes sözünü bitirecek diye korkardı.”
Bacon, 1506′da oldukça zengin bir adamın kızı olan Alice Barnham ile evlendi. Düğünleri çok gösteriÅŸli oldu. ÇaÄŸdaÅŸ bir yazara göre Bacon, “tepeden tırnaÄŸa kadar erguvan rengi giysiler giymiÅŸ, kendisi ve eÅŸi için bir sürü altın ve gümüş sırmalı giysi diktirmiÅŸ, karısının getirdiÄŸi servetin büyük bir bölümünü bunlara harcamıştı”. Bu, onun ev yaÅŸamında gösteriÅŸi ne kadar sevdiÄŸini gösterir. Bacon’ın özel papazı Dr. Rawley’e göre “evlilik yaÅŸamı karşılıklı sevgi ve saygıya” dayanıyordu. Fakat Bacon, vasiyetnamesinde karısına bıraktığı çok büyük serveti, sonradan yaptığı ekle, “haklı ve çok önemli nedenlerle” geri almıştı. Bu nedenlerin içeriÄŸi henüz açıklanmamıştır.
Bacon’ın siyasal yaÅŸamı yazından çok tarihi ilgilendirir. Kraliçe Elizabeth zamanında kendisine hiçbir büyük memuriyet verilmedi. Çünkü akrabaları olan ve o dönemde yönetimi ellerinde tutan Cecil Ailesi, her zaman ona karşıydılar. Bundan baÅŸka kraliçe, Parlamento’dan büyük bir ödenek istediÄŸi zaman Bacon, ÅŸiddetle karşı çıkmış, onu gücendirmiÅŸti. Elizabeth’in gözdesi olan Essex Lordu bile en gözde olduÄŸu dönemde bütün çabalarına karşın kraliçeden onun için yüksek bir orun elde edememiÅŸti. Kendisini her zaman korumuÅŸ, büyük bir malikane vermiÅŸ olan bu cömert adamı, Bacon, kraliçenin gözünden düştükten sonra, idama mahkûm ettirmek için elinden geleni yapmış, ihanet ve tutkusu yüzünden ismini sonsuza kadar lekelemiÅŸtir. Saraya bir köle gibi baÄŸlı olması ve hizmet etmesine karşın kendisine yine de hiçbir memuriyet verilmemiÅŸtir.
James I. tahta çıkınca durum deÄŸiÅŸmiÅŸ, Bacon bundan sonra hızla ilerlemiÅŸtir. 1607′de baÅŸsavcı, 1617′de Adalet Bakanı olmuÅŸ, 1618′de Baron Verulam sanıyla soylular arasına alınmış, altı ay sonra da buna Viscount St. Albans sanı eklenmiÅŸtir. Fakat bunlar, bütün ömrünü memuriyet dilenmek, yaltaklanmak ve dalkavuklukla bir ÅŸeyler elde etmeye uÄŸraÅŸmakla geçiren Bacon’a geç gelmiÅŸti. Yazgısı onu, daha iyi vurmak, düşmesinin ÅŸiddetini daha da artırmak için bu yüksek konumlara çıkarmışa benziyor. Adalet Bakanı olarak görevini kötüye kullanıyor, dostlarına yüksek orunlar veriyor, rüşvet ve armaÄŸan alıyor, haksızlıklara göz yumuyordu. Sonunda hakkında Parlamento soruÅŸturması açıldı. Yargılanmasında, Bacon, suçlarını açıkça söyledi, fakat bunları dönemin bozukluÄŸuna baÄŸlayarak yargıçlarının acımasını diledi. Her türlü devlet memurluÄŸunun yasaklanmasına, yaÅŸamının sonuna kadar Londra Kalesi’nde tutuklu kalmasına ve para cezası olarak da kırk bin İngiliz Lirası ödemesine karar verildi. Ertesi gün kral kendisini özgür bıraktırdı. Para cezasını da erteletti. Bacon, bunun üzerine St. Albans yakınlarındaki malikanesine çekildi. Kendi kiÅŸisel serveti ve kralın kısa bir süre önce baÄŸladığı yılda bin iki yüz lira tutan emekli aylığıyla yaÅŸamaya baÅŸladı.
Bacon, haklı olarak mahkûm edildiÄŸini kabul ediyordu. “Ben rüşveti savunmaktansa rüşvet veren bir kimse olmayı yeÄŸlerim. Elli yıldan beri İngiltere’nin en adil yargıcı ben oldum. Fakat iki yüz yıldan beri de Parlamento, benim hakkımda verdiÄŸi karar kadar haklı bir karar vermedi.” Aynı zamanda verilen cezanın ülkede adaletin yararına olduÄŸunu kabul ediyor ve “Bundan böyle bir yargıcın veya memurun büyüklüğü onun suçu için bir sığınak olmayacaktır. Bu benim için az avunulacak ÅŸey deÄŸildir. Birkaç sözcükle anlatmak gerekirse, bu altın çağın baÅŸlangıcıdır” diyordu.
Çekildikten sonra da hiçbir zaman yeniden memuriyet yaÅŸamına girmekten umudunu kesmedi. “Hastalık ve yaÅŸlılığında bile özel yaÅŸayışa dayanamıyordu.” Bir pervanenin ışığa çekilmesi gibi her zaman kendi acısının kaynağına dönmek istiyor, fakat bir memuriyet almak için yaptığı bütün baÅŸvurular geri çevriliyordu.
Görevden çekilmesinden ölümüne kadar, kendini tümüyle yazına ve bilime verdi. Zaten, iÅŸle dolu bir yaÅŸam sürmesine karşın, inceleme ve araÅŸtırmalarını büsbütün savsaklamamıştı. “Tarih”, “De Augmentis”, “Yeni Atlantis” ve “Denemeler”inin üçüncü basımını bu dönemde hazırladı. “Bilginin İlerlemesi”, “Novum Organum” ve “Denemeler”in birinci ve ikinci basımları daha önceki döneminindir.
Bacon, beÅŸ yıl sonra 9 Nisan 1626′da, altmış beÅŸ yaşındayken bronÅŸitten öldü. Karlı bir kış günü arabasıyla giderken bir kulübenin önünde durarak sahibinden bir tavuk satın aldı. Hemen oracıkta kestirdi. Kendi eliyle tavuÄŸun içini karla doldurdu. SoÄŸuÄŸun eti kokmadan ve bozulmadan koruyup koruyamayacağını öğrenmek istiyordu. Bu deney yaÅŸamına mal oldu. Ansızın hastalanınca arkadaşı Lord Arundel’in evine götürüldü. Lord, evinde yoktu, bir hizmetçi hemen bir yatak hazırladı. Hastayı yatırdılar. Fakat çarÅŸaflar nemliydi. Bacon daha da kötüleÅŸti, yaÅŸlılığı ve zayıflığı yüzünden iyileÅŸemedi. St. Albans kasabasında bir kilise mezarlığına gömüldü.
Â
  Bacon’ın Felsefesi
 Bütün yanlışlarına karşın Bacon, yeni bir dönemi müjdeliyordu. BaÅŸkaları geçmiÅŸe özlemle bakıp batan bilgi güneÅŸinin son ışıklarında ısınmaya çalışırken, o yeni ve daha da parlak bir çağın yaklaÅŸmakta olduÄŸunu sezmiÅŸti. Ona göre insanlığın özlediÄŸi cenneti, geçmiÅŸte deÄŸil, gelecekte aramalıydı. Platon’un ünlü benzetmesinde olduÄŸu gibi karanlık bir maÄŸarada arkalarını ışığa çevirmiÅŸ oturan ve önlerinde yalnızca gerçeÄŸin gölgelerini izleyenlerin gözlerini ışığa çevirdi.
EleÅŸtirileriyle geçmiÅŸin kurduÄŸu dizgeleri yıktı, insan aklında doÄŸmaya baÅŸlayan yeni düşünceleri dile getirerek bilgide yeni hareketin baÅŸarılı olmasını saÄŸladı. Fakat Bacon, büyük ve tam bir felsefi dizge kurmuÅŸ bir kiÅŸi deÄŸildir, daha çok kendisinden sonra geleceklere felsefe ve bilim yolunu göstermiÅŸtir. Kendi döneminde bilimin bazı dallarındaki geliÅŸmeleri bile iyice izleyememiÅŸti. “Dünyayı harekete getiren zihinleri o harekete geçirdi.” Kendisi, “Ben yalnızca diÄŸer zekâları bir yere toplamak için çanı çaldım” demektedir. DiÄŸer bir yapıtında da “daha iyi ellerin çalabilmeleri için müzik aletlerini akort etmekle yetindiÄŸini” söylüyor.
Bacon’ın ilk iÅŸi, zamanında egemen olan skolastik felsefeyi yıkmak olmuÅŸtur. 11′inci yüzyıldan 15′inci yüzyıla kadar egemen olan bu felsefe dizgesine göre gerçek zaten bulunmuÅŸ, İncil’de ve kilise toplantıları kararlarında bütün açıklığıyla yazılmıştı. Skolastik dizge bu dinsel inançları kabul ediyor, mantık yoluyla bunları usa uygun bir biçime dönüştürmek, onlara bilimsel bir biçim vermek istiyordu. Amacı dinsel düşünceyi tümüyle mantığa uygun bir duruma getirmekti.
Bununla birlikte, bilgiye ilerleyen bir ÅŸey olarak bakmıyor, denemelere dönerek yeni gerçekler araÅŸtırmaya çalışmıyordu. O dönem üzerinde yetkenin ağır baskısı duyuluyor, skolastik dizgenin temelini oluÅŸturan varsayımların doÄŸruluÄŸu hakkında hiçbir soru sorulmuyordu. Onlar hakkındaki tartışmalar hep bir daire çevresinde dönüyor, gerçeklerle hiçbir ilgisi bulunmuyordu. Bacon, yalnızca “bilimin örümcek aÄŸlarını ortaya çıkardığını, bu aÄŸların ipliklerinin ve iÅŸlerinin inceliÄŸi bakımından hayran olunmaya deÄŸer olduÄŸunu, fakat hiçbir cevher ve yararı olmadığını” söylüyordu.
Bacon’ın amacı düşünmeyi somut deneylerle verimli bir iliÅŸkiye sokmaktı. Bu hedefe varmak kolay bir iÅŸ deÄŸildi. Tembellikten doÄŸan araÅŸtırma isteksizliÄŸi yüzünden, zamanın yargısı bütün tartışmalarda son söz oluyordu. Bacon, özellikle bunu belirtmek istiyordu. Bu nedenle eskilerin akıl ve bilgisini tümüyle yadsımak zorunda kaldı. Gerçekten inançlarının çoÄŸunun kaynağı var olan boÅŸÂ inançlara karşı duyduÄŸu tepkidir. Saldırdığı boÅŸ inançlar unutuldukları zaman, onun görüşleri de boÅŸ ve yanlış bir duruma gelmiÅŸlerdir.
Tarih bakımından herkesin görüşüne karşıt bir görüşü vardı. YaÅŸadığı dönem için diyor ki: “Bu dönem eski dönemdir, çünkü dünya yaÅŸlanmıştır. Kendimizden geriye doÄŸru hesap ederek eski saydığımız dönem, eski deÄŸildir.” Bundan ÅŸu sonuca varıyor: “Aslında Greklerden aldığımız bilgelik, bilginin ancak çocukluk çağına benzer ve çocuklara özgü özellikleri taşır; konuÅŸabilir, ama soyunu çoÄŸaltamaz; tartışmalar bakımından verimlidir, fakat yapıt bakımından kısırdır.” Aynı neden onu insanların geliÅŸme yeteneÄŸiyle ilgili çok kötümser bir görüşe götürüyor: “Bir ırmak gibi akan zaman bize hafif ve ÅŸiÅŸirilmiÅŸ ÅŸeyleri getirmiÅŸtir. Ağır ve katı olanlarsa suyun dibine çökmüştür.”
Bacon, doÄŸayı iyice anlayıp, onu insanların hizmetinde kullanmayı saÄŸlayacak güvenilir bir dizge kurmak istiyordu. Bilgi “Yaratanın ün ve görkemini artırmak, insanın durumunu düzeltmek” için aranacaktı. Bacon için biricik doÄŸru bilgi, güç olan bilgiydi. “Bilgi erktir” diyordu, fakat dar yararcılığı da kabul etmiyordu. “Gerçi benim özünde yapıtların ve bilimlerin etkin bölümlerini aradığım doÄŸrudur, ama bununla birlikte ben hasat zamanını bekliyorum, ne yosunu, ne de yeÅŸil ekini biçmeye kalkışmıyorum. Çünkü ben iyi biliyorum ki doÄŸru olarak ortaya çıkarılmış gerçekler kendileriyle birlikte bir sürü yapıt vereceklerdir, onları tek tük, ÅŸurada burada deÄŸil, kümeler ve salkımlar biçiminde türeteceklerdir. Ve ben hemen elimize gelen ilk meyveleri turfanda, mevsimsiz ve çocukça bir aceleyle toplamayı kesinlikle doÄŸru bulmuyorum.”
Kendi dizgesini kurmaya baÅŸlamadan önce Bacon, bütün bilgi alanını baÅŸtan baÅŸa bir kez daha gözden geçirmeyi gerekli buldu. “Bilimin İlerlemesi” yapıtında bunu yapmıştır. Bu çok büyük bir iÅŸti, fakat onun yaÅŸadığı dönem zaten bir düşünsel kahramanlık çağıydı. İnsanların tek isteÄŸi her ÅŸeyi bilmekti. Onlar bütün bilgiyi kendi alanları içine almakla övünüyorlar, “İnsanım, bu nedenle insanla ilgili olan hiçbir ÅŸey bana yabancı olamaz” diyorlardı. Bacon, dönemini böyle bir giriÅŸim için pek uygun buluyordu, döneminin üstünlükleri arasında basımevinin, Yenidünya’nın bulunuÅŸunu, ülkesinin barış ve dinginlik içinde olmasını ileri sürüyordu.
Bacon, işin büyüklüğünü ve bunu başarmanın olanaksızlığını çok iyi anlıyordu. Bununla birlikte, bazı kişilere göre, yaptığı bilimler sınıflandırması, felsefeye, o kadar umut bağladığı yeni yöntemden daha büyük bir yardım olmuştur.
Skolastik felsefeyi beÄŸenmeyen Bacon, yeni felsefeyi “DoÄŸa Yorumu” olarak nitelendiriyordu. GeçmiÅŸle ilgisini kestiÄŸini, esinini Aristo’nun “Organon”undan alan eski felsefeye düşmanlığını anlatmak için büyük yapıtına “Yeni Organon” adını verdi. “Yeni Organon”, yeni alet demektir. Bu yeni alet, yani düşünme yöntemi, Bacon’a göre, bir tür mantıktı, fakat bu felsefe okullarının mantığından tümüyle ayrı ve onlara karşıt olacaktı. “Çünkü bu benim önerdiÄŸim bilimin amacı, tartışmalar için nedenler bulmak deÄŸil, sanatlar yaratmaktır. Amaç baÅŸka olunca sonuç da baÅŸka olur; birinin amacı bir tartışmada karşı tarafı yenmektir, ötekininse, hareket halindeki doÄŸaya egemen olmaktır.” Bu nedenle Bacon, usa vurma yoluyla kanıtlamayı yadsır, her yerde ve her ÅŸeyde tümevarım yöntemini kullanır. Fakat tümevarım kuramını da diÄŸer mantıkçılarınkinden ayırır.
Bacon’ın dizgesi, deneyi inceleyen ve onu parçalara ayıran, sonunda ayıklama ve yadsıma iÅŸlemiyle sonuca varmaktan oluÅŸan bir yöntemdir. Bu iÅŸlemde ilk aÅŸama incelenmesi gereken örneklerin toplanması, ikinci aÅŸamaysa incelenen olayların temel özelliklerini göstermeyen örneklerin ayıklanıp atılmasıdır. Sonra “tanıtlı, katı, gerçek, sınırları belli bir biçim” kalır. Belirli bir amaçla denemeler yapmak Bacon’ın aklına gelmemiÅŸtir.
Çağının bilim kuramlarından çoÄŸunun temelsizliÄŸi, Bacon’ın genel düşünüşün bilimsel açıklamada yapacağı önemli hizmeti görememesine neden oldu. Yöntemi kuramlara ya da bütün bilimleri kapsayan görüşlere çok az yer verir. Anlaşılıyor ki, çok kez, toplanmış örnekler çok fazla olursa, ayıklayıp atma yönteminin düşünceye dayanmadan sürüp gidebileceÄŸini ve tümüyle el yordamıyla ayrıntıların kapsadığı gerçeÄŸi de çıkarıp atabileceÄŸini sanıyordu.
Novun Organum’da anlatılan yöntemin asıl zayıf yanı buradadır. Bu yöntem doÄŸal eylemlerin karışıklık ve belirsizliÄŸini hiç dikkate almamaktadır.
Fakat Bacon’ın tümevarım kuramına yaptığı yardım asla küçümsenemez: Onun önemi ayıklama veya atma yönteminin uygulamasında ve her zaman gerçek olaylara dayanmakta üstelemesinden ileri gelmektedir.
Â
 Bacon’ın YaÅŸam Felsefesi
 Bacon, dinde birlik istiyor ve hoÅŸgörüyü savunuyordu. “BirliÄŸin eski ve gerçek baÄŸları bir din, bir vaftizdir; bir tören ve bir siyaset deÄŸildir” diyordu.
Ona göre, ahlak dinin yardımcısıdır. Bacon hiçbir zaman görevin yalnızca görev olduÄŸu için yapılmasını öğütlemez. Bütün idealist dizgeleri beÄŸenmez. Machiavelli’yi açıkça ve içtenlikle insanların neler yaptıklarını anlattığı, betimlediÄŸi, ne yapmaları gerektiÄŸine iliÅŸkin düşünce üretmediÄŸi için över. Aristo’nun tersine, çalışmayla etkin geçirilen bir yaÅŸamı düşünmeyle geçirilen bir yaÅŸama yeÄŸler. Ona göre bir hareketin doÄŸruluÄŸuyla ilgili yargı, sonuçlarına göre verilir; fakat sonuçlar bireyin deÄŸil, devletin iyiliÄŸine yönelik olmalıdır. Felsefesi bu yönden pragmatizme benzemektedir.
Bacon’ın siyasal kuramları, Grek devlet anlayışından, özellikle küçümsediÄŸi Aristo’nun görüşlerinden esinlenmiÅŸtir. Aristo gibi o da devletlerin doÄŸal olarak birbirlerine düşman olduklarına, savaşın gereÄŸine inanır; dış ticaretle ilgili düşünceleri, Aristo’nun faizle ilgili sözleri gibi, kabul edilmiÅŸ ekonomik kurallara aykırıdır. Bacon’da bugünkü demokratik düşünceler yoktur. Demokrasiye inanmıyor, geçinmek için çalışmak zorunda olanları, tıpkı Grekler gibi, küçük görüyordu. Halkının büyük bir bölümü okuyup yazma bilmeyen o dönemin İngilteresinde zaten demokrasinin var olamayacağı açıktır.
Â
Yeni Atlantis
 Yeni Atlantis’i Bacon, 1624′te, altmış üç yaşındayken, saÄŸlığı bozulmuÅŸ, siyasetten çekilmiÅŸ olduÄŸu bir zamanda yazdı. Dr. Rawley, yapıtı 1627′de yayımladı. Önce İngilizce yazılmış, sonra Latinceye çevrilmiÅŸti; İngilizce metinde görülen bazı anlaşılmaz yerler, Latince metinle karşılaÅŸtırılarak düzeltilebilmiÅŸtir.
Yeni Atlantis, kendisinden önce yazılan ve ideal bir devleti anlatan yapıtların etkisinde kalmıştır. Platon’un “Devlet”i gibi siyasal felsefe yapıtı olmadığı gibi Sir Thomas More’un “Utopia”sı ve Swift’in yapıtları gibi ekonomik bir eleÅŸtiri ve yerme de içermez. Daha çok kiÅŸisel bir ideal ve düşlem ürünüdür. Ben Salem halkının ahlak ve töreler üzerine anlattığı ÅŸeyler insanlığın nasıl olması gerektiÄŸi konusunda Bacon’ın düşüncelerini göstermektedir. “Bu halkta görülen, akla uygun dindarlık, ağırbaÅŸlı neÅŸe, ince nezaket ve iyilikseverlik, eli açıklık ve konukseverlik, resmi yaÅŸamda baÄŸlılık, özel yaÅŸamda namus, ağırbaÅŸlılık ve terbiye, düzen, nezaket, ciddi çalışkanlık kendisinin olgunluk düzeyine eriÅŸtiÄŸini gösterir.” Anlattığı toplumsal kurumlar yeni bir ulusal özyapı oluÅŸumu için birer araç olmaktan çok bu niteliklerin doÄŸal sonucu ve anlatımıdır.
Yapıtın en önemli ve büyük bölümünü kapsayan “Süleyman Evi” kendisinin bütün yaÅŸamı boyunca düşlerinde yaÅŸattığı bir idealdir. On yedinci yüzyıl bilimsel denemeler ve araÅŸtırmalar bakımından büyük çalışmaların yapıldığı bir çaÄŸdır. Bacon, eyleme dayanan bilgilerimizi geniÅŸlettiÄŸimiz ölçüde insanlığın kurtulabileceÄŸine inanıyordu.
Onun dönemi bilgiyi yalnızca bilgi olduğu için aramıyor, insanlara büyük çıkarlar sağlayacağı için bilimsel deneme ve araştırma yapılmasını istiyordu. Yeni Atlantis, hem büyük bir adamın umut ve ülküsünün bir anlatımı, hem de modern bilim ruhunun doğduğu o dönemi en iyi anlatan bir yapıttır.
Â
 Bacon’ın Dili
 Bacon, “Bir gün gelecek, bu çaÄŸdaÅŸ diller kitapların deÄŸerlerini yitirmesine neden olacaktır” diyordu. Kendi yazılarını unutulmaktan kurtarmak için yapıtlarından İngilizce yazdıklarının çoÄŸunu Latinceye çevirdi. “Denemeler”, “Bilimin GeliÅŸmesi”, “Yeni Atlantis” bunlar arasındadır. Denemeler için “Bunların Latinceye çevrilen cildi (Latince genel bir dil olduÄŸu için) kitaplar yaÅŸadığı sürece yaÅŸayacaktır” demektedir. Fakat Bacon’ın öngörüsü doÄŸru çıkmamıştır. Bugün onların Latinceleri deÄŸil, İngilizce çevirileri okunmaktadır. “Denemeler” İngiliz klasikleri arasında yer almıştır. Bu yer alış, içindeki konularının öneminden deÄŸil, daha çok yazınsal deyiÅŸinin güzelliÄŸi nedeniyledir.
“Denemeler”in deyiÅŸi “Yeni Atlantis”in deyiÅŸinden birçok bakımdan ayrılır. “Denemeler”de anlatım son derece açık ve özlüdür. DeÄŸiÅŸmeceler, eÄŸretilemeler, karşıtlıklar birbirini izlerler. Metin Latince tümce kuruluÅŸları, Latince özdeyiÅŸler ve atasözleriyle doludur.
“Yeni Atlantis”in diliyse daha kıvrak, canlı, akıcıdır. DeÄŸiÅŸmece ve eÄŸretilemelere çok raslanmaz. Bu yazınsal süslerin olmayışı deyiÅŸi çok yalın, hatta bazen yavan bir duruma da getirir. Fakat esas itibarıyla metinde konuya uygun bir uyumluluk, ağırbaÅŸlılık ve yalınlık egemendir. Fakat Yeni Atlantis plan ve kuruluÅŸu bakımından zayıf bir yapıttır. Bacon roman yazsaydı kesinlikle iyi bir romancı olamazdı. Öykü anlatış biçimi hiç de iyi deÄŸildir, olaÄŸanüstü ÅŸeyleri birbiri ardı sıra sayıp dizmesi, kuru ve can sıkıcıdır. Anlaşılıyor ki, Bacon, yapıtının ilgi uyandırması için düşüncelerinin yeniliÄŸine güveniyordu. Belki bunda da haklıydı, fakat onun bulunacağını öngördüğü ÅŸeylerin hemen hepsi bugün bulunmuÅŸ, fen onun düşleyemeyeceÄŸi ilerlemeler göstermiÅŸtir. Bazı öngörülerininse tümüyle yanlış olduÄŸu ortaya çıkmıştır.
No related posts.
Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Yorum Yaz: